Şubat 19, 2017

GÜLÜMSE

Ne demiş şair:

Sokakta giderken, kendi kendime 
Gülümsediğimin farkına vardığım zaman 
Beni deli zannedeceklerini düşünüp 
Gülümsüyorum.”

Lunapark’ın kapısına gelmiş minik gibi, pazar günü babayla kahvaltı yapan çocuk gibi, annem ekmek parasının üstünü bana vermiş gibi gülümsüyorum.

Yolda uzun zamandır görmediğim  arkadaşımla karşılaşmış gibi, yavru bir köpekle oynarmış gibi, sokak kedisi beslerken duyduğun huzur anındaki gibi gülümsüyorum.

Çocuğunu ilk kez kucağına alan anne gibi,  yeni doğan ünitesinde, camın ardından hangi çocuğun kendi çocuğu olduğunu seçmeye çalışan baba gibi, ilk kez hala-dayı-amca-teyze olmuş gibi gülümsüyorum.

Okumayı yeni söküp yakasına kırmızı kurdele takılan çocuk gibi, bütün notlarım hepsi pekiyiymiş gibi, üniversitede ilk tercihime yerleşmiş gibi gülümsüyorum.

Bayramda en çok harçlığı ben toplamışım gibi, bakkaldan aldığım dondurmanın tahta çubuğundan bedava dondurma kazanmış gibi,  oyuncak tavşanımla oynarken uykuya daldığımda çekilen fotoğrafıma baktığım zaman o günü tekrar yaşamış gibi gülümsüyorum.

İlk kez patlayan şeker yemiş gibi, komşunun ziline basıp kaçmış gibi,mahallenin kara sevdadan aklını yitiren berduşunu kızdırıp kovalanmış gibi gülümsüyorum.

Uykusuz kalınan gecenin sabahında başın yastığa değdiği , bitmek bilmeyen diş ağrısın geçtiği, hoşlandığın kızın-oğlanın sana baktığını gördüğün andaki gibi gülümsüyorum.

Sevmediğin hocanın esprisine gülmek zorunda kalmış gibi, akraba düğününde zorla halaya kaldırılmış kuzen gibi, arkadaşlarım hiçbir bilgim olmadığı konularda sohbet ederlerken anlamış gibi yaparken; bazen de zoraki gülümsüyorum.

Sokak hayvanlarını tekmeleyenleri görüp, öyle değil böyle tekme atılır diye onlara  bir tekme de ben atamadığım için, saçma sapan konuşanlara bağırıp çağıramadığım için, ağlamak isteyip ağlayamadığım için; bazen de sinirden dişlerimi sıka sıka gülümsüyorum.

Gülümsemenin her kapıyı açan altın bir anahtar olduğunu bilerek ve adımın hakkını vererek, gelecek güzel günlerin hayaliyle gülümsüyorum.